11. Sınıf: YKS’nin Sessizce Kazanıldığı Yıl
11. sınıf garip bir yıl. Sınav uzak görünüyor, kimse henüz panik yapmıyor, öğretmenler de “asıl seneye” diyor. Sonra 12. sınıfın eylülünde aynı öğrenci, AYT konularının yarısını hiç görmemiş gibi hissediyor. Oysa görmüştü, geçen yıl işlenmişti; sadece üstünde durulmamıştı.
YKS’nin en çok konu yükü taşıyan sınıfı 11. sınıf. AYT matematiğin, fiziğin, kimyanın, biyolojinin ve edebiyatın ağırlıklı kısmı bu yıl işleniyor. 12. sınıfta öğrenci hem yeni konu görmek hem de tekrar yapmak zorunda kalıyor; ikisi birden yetişmiyor ve genelde tekrar feda ediliyor. Bu yüzden 11. sınıfta atılan adımlar, sonucu 12’dekilerden daha çok etkiliyor.
Bu yıl öğrendiğiniz konular, doğrudan AYT sorusu
11. sınıf matematiği, trigonometriden analitik geometriye kadar AYT’nin belkemiğini oluşturuyor. Fizikte kuvvet ve hareket ile elektrik, kimyada gazlar, çözeltiler ve asit-baz, biyolojide insan fizyolojisi, edebiyatta divan ve tanzimat dönemi; hepsi sınavda karşınıza çıkacak konular.
Bunları “okul dersi” diye geçiştirip yazılıdan sonra unutmak, 12. sınıfta sıfırdan öğrenmek anlamına geliyor. Aynı konuyu iki kez öğrenmenin maliyeti, ilk seferde doğru öğrenmenin iki katından fazla; çünkü ikincisinde zamanınız yok.
Pratik karşılığı basit: okulda işlenen her konuyu o hafta içinde soru çözerek pekiştirin. Yazılıdan önce değil, konu bittiğinde. Bu alışkanlık tek başına, 12. sınıftaki iş yükünüzün üçte birini şimdiden hallediyor.
TYT’yi bu yıl görmezden gelmeyin
11. sınıf öğrencilerinin çoğu TYT’yi 12’ye bırakıyor, çünkü “kolay” sayılıyor. Kolay olan şey konular; zor olan şey 120 soruyu 165 dakikada bitirmek. Bu bir bilgi meselesi değil, tempo meselesi ve tempo bir gecede kazanılmıyor.
Haftada birkaç saat TYT Türkçe ve temel matematik çalışmak, 11. sınıfta yapılabilecek en ucuz yatırım. Özellikle paragraf: düzenli okumayla kazanılıyor, son altı ayda telafisi neredeyse imkânsız. Günde yirmi paragraf sorusu, bir yıl sonunda başka bir okuma hızı demek.
Diploma notunuz puanınıza giriyor
Okul notlarını YKS’den ayrı bir dünya sanmak yaygın bir hata. Diploma notu 0,6 ile çarpılıp sınav puanınıza ekleniyor. Yani 11. sınıfta düşen bir ortalama, iki yıl sonra sıralamanızdan puan götürüyor.
Burada sevimsiz bir denge var: sadece okula çalışan öğrenci sınava hazırlanamıyor, sadece sınava çalışan öğrenci diploma notunu düşürüyor. İkisini ayrı işler gibi görmek yerine, okul konularını sınav mantığıyla çalışmak ikisini birleştiriyor. Yazılıya çalışırken test çözmek, hem yazılıyı hem AYT hazırlığını aynı anda yürütüyor.
Alan kararını bu yıl netleştirin
Sayısal mı, eşit ağırlık mı, sözel mi sorusunun cevabı 12. sınıfın eylülünde verilirse, bir yıl yanlış derse harcanmış oluyor. 11. sınıf bu kararın verilmesi gereken yıl, çünkü hem dersler ayrışıyor hem de kendi güçlü yanlarınızı görecek kadar veri birikiyor.
Kararı sevdiğiniz derse göre değil, hedef bölüme göre verin. Hangi bölümü istediğinizi bilmiyorsanız, o bölümün ne iş yaptığını araştırmak da bu yılın işlerinden biri. Mühendislik istiyorum diyen ama bir mühendisin gününün nasıl geçtiğini bilmeyen çok öğrenci var; tercih zamanı asıl pişmanlık orada çıkıyor.
Disiplin, motivasyonun bittiği yerde devreye giriyor
11. sınıfta sınav baskısı henüz yok, bu da motivasyonu zayıf tutuyor. “Seneye nasılsa asılırım” cümlesi bu yılın en pahalı cümlesi.
Motivasyon duyguya bağlı çalışıyor; canınız istediğinde var, istemediğinde yok. Disiplin ise karara bağlı. Günde iki saat, her gün. Az geliyorsa öyle olsun; önemli olan miktarın yüksekliği değil, hiç sıfırlanmaması. Yılda 600 saatlik istikrarlı bir çalışma, üç ay süren yoğun bir atağın çok üzerinde birikim bırakıyor.
Kendinize taviz vermeyeceğiniz bir çekirdek belirleyin. Yorgun olduğunuz, keyifsiz olduğunuz, her şeyin ters gittiği günlerde bile yapacağınız bir minimum. O eşik korunduğu sürece zincir kopmuyor.
Telefon ve dikkat
Günde üç saat ekran, bir yılda bin saatin üzerine çıkıyor. Ama asıl sorun harcanan zaman değil, dikkatin bozulması. Otuz saniyede bir yeni uyaran alan bir beyin, bir sayfa metnin üzerinde kırk dakika durmayı gerçekten zor buluyor. Sonra öğrenci kendini tembel sanıyor; oysa dikkat eşiği aşağı çekilmiş durumda.
Çalışırken telefonun sessizde olması yetmiyor, odada olmaması gerekiyor. Kırk dakika kesintisiz çalışma, on dakika mola; molada da ekrana bakmamak. Ayağa kalkın, su için, pencereden dışarı bakın. Ekrana bakarak dinlenen bir beyin yok, sadece yorgunluk yer değiştiriyor.
Deneme az, analiz çok
11. sınıfta her hafta deneme çözmek gerekmiyor, konular henüz bitmedi. Ayda bir TYT denemesi, sınav temposunu tanımak için yeterli. Asıl kazanç denemeyi çözmekte değil, sonrasında yaptığınız ayıklamada.
Yanlışlarınızı ikiye ayırın: bilmediğiniz için yapamadıklarınız ve bildiğiniz halde kaçırdıklarınız. Birincisi konu eksiği, çalışma planına yazılır. İkincisi dikkat sorunu ve çözümü soru çözmek değil, soruyu nasıl okuduğunuzu değiştirmek. Bir de doğru yaptığınız ama emin olmadığınız sorular var; onlar bir sonraki denemede yanlışa dönüşmeye en yakın sorular.
Arkadaş çevresi bu yaşta daha belirleyici
11. sınıfta sosyal hayat en canlı dönemini yaşıyor ve bu normal. Öğrenciyi süreçten koparan şey genelde tembellik değil, ortama ayak uydurma isteği oluyor.
Çevrenizi tamamen değiştirmenize gerek yok ama kimin ne olduğunu görmeniz gerekiyor. Hedefinizi ciddiye alan arkadaşlarınıza zaman ayırın, süreci yalnız geçirmek kimseye iyi gelmiyor. Her planınızı bozan, sürekli oyalayan bir grup varsa mesafe koymak zorundasınız. Ders çalışmayan arkadaşınız, sınav günü sizin yerinize sınava girmeyecek.
Yaz, kaybedilen değil kazanılan üç ay olabilir
11’den 12’ye geçen yaz, sürecin en belirleyici dönemlerinden biri. Tatili tamamen çalışarak geçirmek gerçekçi değil ve sağlıklı da değil; ama üç ayı tümüyle boş geçiren öğrenci, eylülde hem bilgiyi hem çalışma alışkanlığını kaybetmiş oluyor, ikincisini geri kazanmak daha zor.
Günde üç saatlik bir düzen, yazın sonunda TYT’nin büyük kısmını halletmiş olmanızı sağlıyor. Bu da 12. sınıfı AYT’ye ayırabilmek demek ki tam olarak istediğiniz şey bu.
İki yıl değil, bir buçuk yıl
11. sınıfın en büyük avantajı zamanın bol olması. En büyük tehlikesi de aynı şey: bol zaman, ertelemeyi kolaylaştırıyor. Bugün başlayan öğrenciyle aralıkta başlayan öğrenci arasında üç aylık bir fark var ve bu fark sınav gününe kadar kapanmıyor, büyüyor.
Sınava kalan süre iki yıl gibi görünüyor ama gerçek çalışma takvimi daha kısa. Bu akşam masaya oturup oturmamanız, 12. sınıfın eylülünde hangi noktadan başlayacağınızı belirliyor.







