10. Sınıf: TYT’nin Temeli Bu Yıl Atılıyor
10. sınıf, sınav hazırlığının en çok küçümsenen yılı. Ne 9’un acemiliği var ne 11’in yükü; öğrenci de veli de “daha çok var” diyerek yılı geçiriyor. Sonra 12. sınıfta TYT denemesi çözülüyor ve temel matematikte çıkan sonuç kimseyi memnun etmiyor. Sebebi genelde 12. sınıfta değil, iki yıl öncesinde.
TYT’nin konu haritasına bakınca durum net görünüyor: sınavdaki temel matematik, fizik, kimya ve biyoloji sorularının ağırlıklı kısmı 9 ve 10. sınıf müfredatından geliyor. Yani TYT, büyük ölçüde 10. sınıfın sınavı. Bu yıl öğrenilmeyen konu, iki yıl sonra sıfırdan öğrenilmek zorunda kalıyor ve o dönemde kimsenin sıfırdan başlayacak vakti olmuyor.
Bu yılın konuları doğrudan sınavda
Matematikte sayma ve olasılık, fonksiyonlar, polinomlar, ikinci dereceden denklemler; fizikte basınç, dalgalar ve optik; kimyada mol kavramı, karışımlar, asitler ve bazlar; biyolojide hücre bölünmeleri ve kalıtım. Bunların hepsi TYT’de soru olarak karşınıza çıkıyor.
Özellikle mol ve fonksiyonlar gibi konuların bir özelliği var: üstüne bina ediliyorlar. 10. sınıfta anlaşılmayan mol kavramı, 11’deki gazları ve çözeltileri de çökertiyor. Fonksiyonları oturtmayan öğrenci, 11’de türev ve integralde duvara çarpıyor. Bu konular ertelenebilir konular değil, çünkü arkalarından gelen her şey onlara yaslanıyor.
Yapılacak şey karmaşık değil: okulda işlenen konuyu o hafta içinde soru çözerek kapatmak. Yazılı haftasını beklemek yerine konu biter bitmez yirmi otuz soru çözmek, bilgiyi kalıcı hale getiriyor ve sonraki yıllarda tekrar yükünü ciddi biçimde azaltıyor.
Paragraf, bir yılda kazanılan bir beceri
TYT Türkçe’nin en büyük bölümü paragraf ve paragraf bir konu değil, bir beceri. Konu çalışarak öğrenilmiyor, okuyarak kazanılıyor. Son altı ayda telafi edilmesi en zor eksik de bu.
Günde on beş yirmi paragraf sorusu, 10. sınıfta hiç zorlamadan yapılabilecek bir şey. Yıl sonunda okuma hızınız ve metinden anlam çıkarma kapasiteniz başka bir yerde oluyor. Bu farkın sınavda karşılığı yalnızca Türkçe neti değil; fen ve sosyal sorularının uzun kökleri de aynı beceriyle çözülüyor.
Roman ve deneme okumak da aynı kasa çalışıyor. Sınav kaygısıyla okumayı bırakan öğrenci, aslında sınavda en çok işine yarayacak alışkanlığı bırakmış oluyor.
Diploma notu dört yıla yayılıyor
Diploma notunuz 0,6 ile çarpılıp YKS puanınıza ekleniyor ve bu not lisenin dört yılının ortalamasından oluşuyor. 10. sınıfta düşen bir ortalamayı 12’de tek başına toparlamak mümkün değil, çünkü ortalamaya giren dört yıl var.
Okul dersleriyle sınav hazırlığını iki ayrı iş gibi görmek burada zarar ettiriyor. Yazılıya test çözerek çalışan öğrenci, hem notunu koruyor hem TYT hazırlığını yürütüyor. Aynı saatin iki işi birden görmesi, bu yılın en kolay kazancı.
Çalışma alışkanlığı da bir konu gibi öğreniliyor
11 ve 12. sınıfta günde beş altı saat çalışması beklenen bir öğrenci, o kapasiteyi o yıl kazanmıyor. Hiç düzenli çalışmamış biri eylülde birden günde altı saat çalışamıyor; bir hafta deniyor, tükeniyor, bırakıyor.
10. sınıf bu kası kurmak için doğru yıl. Günde iki saat, her gün. Az görünüyor ama önemli olan sürenin uzunluğu değil, hiç sıfırlanmaması. Yorgun olduğunuz günlerde bile yapacağınız bir minimum belirleyin; zincirin kopmaması, uzun vadede toplam saatten daha çok işe yarıyor.
Kırk dakika kesintisiz çalışma, on dakika mola düzeni bu yıl oturursa, 12. sınıfta hazır bir sisteminiz oluyor. Telefonun çalışma saatlerinde odanın dışında olması da bu düzenin parçası; sessizde olması yetmiyor, görüş alanında olmaması gerekiyor.
Alan tercihiniz şekillenmeye başlıyor
Sayısal, eşit ağırlık ya da sözel kararı çoğu okulda bu yıl netleşiyor. Kararı sevdiğiniz öğretmene ya da arkadaşınızın seçimine göre vermek yaygın bir hata; bakılması gereken şey hedef bölüm.
Hangi bölümü istediğinizi bilmiyorsanız, araştırmak da bu yılın işi. O bölümü bitiren birinin gününün nasıl geçtiğini öğrenmek, bir sınav konusundan daha fazlasını değiştiriyor. Tercih dönemindeki pişmanlıkların çoğu, puanın yetmemesinden değil, hiç tanımadan seçilen bölümden çıkıyor.
Yaz tatili, üç aylık sessiz avantaj
10’dan 11’e geçen yaz, çoğu öğrencinin tamamen boş geçirdiği bir dönem. Oysa 11. sınıfın konu yükü ağır ve o yıla hazırlıksız girmek, yılın tamamını yetişme telaşıyla geçirmek demek.
Günde iki saatlik bir düzen bile yeterli. TYT matematiğin temel konularını ya da 11. sınıf matematiğinin ilk ünitelerini yazdan görmek, eylülde derse aşina girmenizi sağlıyor. Aşina girmek, anlamadan not tutmakla anlayarak dinlemek arasındaki fark demek.
Acele etmeye gerek yok, ertelemeye de
10. sınıfta günde altı saat çalışmak gerekmiyor ve bu yaşta öyle bir tempo genelde kısa sürede tükenmeyle bitiyor. Ama iki yıl sonra başlanacakmış gibi davranmak da bedelli bir tercih.
Bu yıl kurulan iki şey var: TYT’nin bilgi temeli ve düzenli çalışma alışkanlığı. İkisi de 12. sınıfta kurulamıyor, çünkü o yıl kurmak için değil kullanmak için var.







